FOBİK BOZUKLUKLAR

SAĞLIK 23-03-2018

Fobik bozukluk nedir ?


FOBİK BOZUKLUKLAR

Fobiler hayatımızı çok fazla etkileyip sınırlayabilir. Bazılarını çok da fazla etkilemezken bazılarını evden adımını atamamaya neden olabilmektedir.

KORKU, ANKSİYETE VE FOBİNİN TANIMLARI

Korku, yaşamı veya güvenliği tehdit eden mevcut veya olası bir tehlike karşısında ortaya çıkan duygusal bir tepkidir. Güvenliği tehdit eden herhangi bir durumda böylesi bir tepkinin ortaya çıkışı, yaşamın devamı için gerekli, hatta şarttır. Duyulan korku sayesinde tehdit edici uyarana karşı gerekli, hatta şarttır. Duyulan korku sayesinde tehdit edici uyarana karşın gerekli acil tedbirler alınır ve yaşam güven içinde sürdürülür.

Anksiyete, korkuya benzer bir duygu olmakla birlikte, anksiyeteyi ortaya çıkaran uyaran, korkuyu ortaya çıkaran gibi net olarak belirlenmemiştir. Kişi huzursuzdur, kötü bir şey olacağından endişe etmektedir. Ancak bu durumu açıklayacak nesnel bir tehlike ya da tehdit kaynağı tanımlayamamaktadır.

Fobide ise oluşan tepki ve anksiyete, neden olarak gösterilen uyaranla orantılı olmayan bir şiddette ortaya çıkar. Fobik birey bu abartılı tepkisinin mantıksız olduğunu bildiği halde, bazen panik düzeyine varan fobik tutum davranışlarını önleyemez. Fobik bireyler, fobi oluşturan ortamlarda (yer, durum veya nesnelerden) ısrarlı bir kaçınma davranışı gösterirler. Sınırlı korkular birçok insanda görülebilir. Bu tür korkular özellikle çocukluk döneminde doğal kabul edilir. Bunlar bireyin özgürce yaşamasını engellemediği gibi, çoğu kez herhangi bir terapötik müdahale gerektirmezler. Korku ancak insanın yaşamını kısıtladığı, özgürce yaşamasını önlediği zaman fobik özellik kazanır.

Fobilerde görülen anksiyete, panik bozuklukta olduğu gibi beklenmedik veya yaygın anksiyete bozukluğunda olduğu gibi serbest ve süregen değil, özgül bir nesne, yer ya da duruma bağlıdır.

Fobiler üç alt grupta ele alınmaktadır:

PSİKİYATRİK OLARAK FOBİ ÇEŞİTLERİ

AGORAFOBİ: Kişide (panik atakla birlikte/panik atak olmadan iki türü vardır) beklenmedik biçimde ortaya çıkabilecek panik atak ya da göğüs ağrısı, bulantı, kusma, çarpıntı, terleme, titreme, nefes darlığı gibi belirtiler nedeniyle yardım alamayabileceği, kaçmanın zor olabileceği durumlardan ötürü kendini huzursuz, tedirgin hissetme durumudur. Kişi bu nedenle evinden dışarı çıkamayabilir, kalabalık ortamlarda bulunamayabilir, sırada bekleyemeyebilir, köprü üzerinde duramayabilir ayrıca bu fobi sahibi kişiler otobüsle, trenle, arabayla, gemiyle ve uçakla yolculuk yapamayabilir. Bu nedenle kişi bu durumlardan kaçınabilir ya da yoğun şekilde sıkıntı duymasına rağmen bu durumlara katlanır.

ÖZGÜL FOBİ: Belirli bir nesne ya da durumdan aşırı ve anlamsız şekilde korkma durumudur. Kişi de her zaman birden başlayan yoğun sıkıntı şeklinde olur ve bu korku günlük yaşantısını kalitesini bozar. Örneğin; hayvanlardan korkma, doğal çevredeki fırtına, yüksek yerlerden korkma, kandan, iğneden korkma, asansörden, uçaktan, kapalı yerlerden korkma sayılabilir.

SOSYAL FOBİ: Kişi tanımadığı insanlarla karşılaştığında, topluluk içerisinde bir eylemi yaptığında küçük düşeceğini düşünerek korku duyması ve bu tarz ortamlarda bulunmamayı tercih eder. Örneğin; konuşmayı başlatma, sürdürme, küçük topluluklara katılma, karşı cinsle flört etme durumlarından korkma ve kaçınma sayılabilir.

FOBİLERİN OLUŞ NEDENLERİ

Fobilerin görülme sıklığı kadınlarda yaklaşık üç kat daha fazladır. Fobi bozukluklarında oluşumu sadece tek bir nedene bağlı değildir. Psikolojik, biyolojik ve sosyal öğrenmenin hepsinin bu fobilerin oluşmasında etkilidir.

Psikanalitik görüşe göre, korku nedeniyle verilen bu doğal tepkiler kişinin aslında farkında olmadığı (bilinç dışı) istek ve korkularını bir duruma ya da nesneye bağlanması sonucu oluştuğunu ileri sürmektedir.

Davranışçı görüşe göre ise, kişi öncelikle korku oluşturmayan durum ya da nesneyle karşılaşırken aynı anda kötü bir uyaran alırsa kişi bu durum ya da nesneden kaçınır olarak açıklar.

FOBİLERİN DİĞER BAZI RAHATSIZLIKLARDAN AYIRICI ÖZELLİKLERİ 

Depresyon: Depresif hastalardaki ilgi kaybı ve zevk almama, dış dünyadaki aktivitelerden uzak durmaya neden olabilir. Bu isteksizlik, fobilerde görülen kaçınma davranışları ile karışabilir ve hasta yanlışlıkla sosyal fobi veya agorafobi tanısı alabilir. Ancak hem agorafobide, hem de sosyal fobide ikincil olarak ortay çıkan depresyonun sık görüldüğü unutulmamalıdır.

Obsesif-kompulsif bozukluk: Bu bozukluğu fobilerden ayırmak bazı durumlarda çok güç olabilir. Fobik bireyler fobik nesne ve durumlardan kaçarak kendilerini korurlar. Oysa obsesif-kompulsif bozuklukta birey anksiyete oluşturan durumla aşırı bir uğraşı içindedir. Obsesif-kompulsif bozukluk gösteren bireylerde son yıllarda ortaya konan "aşırı sorumluluk” duygusu, bu bireylerin kendilerine veya yakanlarına zarar gelmemesi amacıyla, anksiyete oluşturan durumlarla aşırı uğraşmalarına neden olmaktadır. Her iki bozukluğun aynı hastada bir arada bulunabileceği de dikkate alınmalıdır.

Şizofreni: Şizofreni başlangıcında yoğun anksiyete ve fobik belirtiler görülebilmektedir. Ayrıca şizofrenik hastalarda içe kapanma, insanlardan kaçma ve uzaklaşma biçiminde görülen belirtiler agorafobi ve özellikle sosyal fobi ile karışabilir.

Panikatak: Aniden başlayabilir ve kişinin endişe, kaygı ve korku gibi hislere kapılmasına neden olur. Kişi, her an kötü bir şey olacakmış endişesi duyar ve nefes darlığı, kalp çarpıntısı ve göğüs ağrısı gibi belirtiler gözlemleyebilir. Ayrıca nefesi kesiliyormuş, boğuluyormuş ve deliriyormuş hissi ortaya çıkabilir. Açık alan korkusu (agorafobi) kişinin, kendisi kapana kısılmış hissetmesine ve paniklemeye başlaması halinde, kaçmaktan utanç duymasına neden olabilecek alan ve durumlardan kaçınması, bu alan ve durumlara karşı duyulan korkudur. Anlaşılacağı gibi panikatak belirtileri yukarıda bahsi geçen bozuklukları içinde barındırır ve karıştırılabilir.

KAYGI- FOBİK BOZUKLUKLAR

Saplantı – Zorlantı Bozukluğu: Sürekli tekrarlanan düşünce, hayal ve dürtüler (saplantı) veya bazı davranış ve alışkanlıklara karşı duyulan dayanılmaz istekle (zorlantı) tanımlanır. Bu rahatsızlık çoğu zaman saplantılı ve devamlı tekrarlanan davranışları içerir.

Travma Sonrası Stres Bozukluğu: Kişinin daha önce yaşadığı travmatik olayları tekrar yaşayacağı hissine kapılmasıdır. Bu durum kişinin, yaşadığı travmatik olayları hatırlatacak her şeyden uzak durmak istemesinin yanı sıra yoğun duygu ve fiziksel tepkilere de neden olur.

Akut Stres Bozukluğu: Ciddi bir travmatik olayın hemen ardından ortaya çıkan, travma sonrası stres rahatsızlığının belirtileriyle benzerlik gösterir.

Yaygın Kaygı Bozukluğu: Önemli ve önemsiz meselelere karşı en az altı ay süreyle duyulan sürekli ve aşırı endişe hissiyle tanımlanır. Bu tür kaygı bozukluğu, çoğu kez erken yaşlarda başlar. Yaygın kaygı bozukluğu, diğer kaygı bozuklukları veya depresyonla birlikte ortaya çıkar.

Tıbbi Sorunlara Bağlı Gelişen Kaygı Bozukluğu: Doğrudan fiziksel sağlık sorunlarının neden olduğu önemli kaygı belirtileriyle tanımlanır.

Madde Kaynaklı Kaygı Bozukluğu: İlaç kullanımı, ilaçların kötüye kullanımı veya zehirli maddelere maruz kalınması sonucunda oluşan kaygı bozukluğudur.

Ayrılık Kaygısı Bozukluğu: Çocukluk döneminde gözlemlenen, anne babanın veya anne baba rolünü üstlenen kişilerin ayrılması sonucu ortaya çıkan kaygı bozukluğudur.

Kaygı bozukluğu, aksi belirtilmedikçe, diğer kaygı rahatsızlığı ölçütlerini karşılamayan fakat kişi üzerinde üzücü ve yıkıcı etkiye sahip, belirgin kaygı ve fobiler için kullanılan bir terimdir.

AGİROFOBİKarşıdan karşıya geçme korkusu

MAGEİROKOFOBİYemek yapma korkusu

PEDİFOBİOyuncak bebek korkusu

DEİPNOFOBİYemek masasında konuşma korkusu

EİSOPTROFOBİAyna korkusu

DEMONOFOBİŞeytan korkusu

PENTERAFOBİKayınvalide korkusu

ARAKİBUTİROFOBİFıstık ezmesi üst damağa yapışması korkusu

KATİSOFOBİOturma korkusu

OTOMATONOFOBİVantrilok kuklası korkusu

ZOOFOBİHayvan korkusu

KLAUSTRAFOBİKapalı yer korkusu

AGORAFOBİAçık yer korkusu

ERİTROFOBİYüz kızarması korkusu

MİZOFOBİKirlilik korkusu

NİKTOFOBİGece korkusu

KOPROFOBİDışkı korkusu

PİROFOBİAteş korkusu

KOULROFOBİPalyaço korkusu

KSENOFOBİYabancı korkusu

ABLÜTOFOBİYıkanma korkusu

ANTROPOFOBİİnsan korkusu

AVİOFOBİUçuş korkusu

ELEKTROFOBİElektrik korkusu

JİNEFOBİKadın korkusu

Psikoterapiler:Fobiler tedavi edilmediği taktirde çok uzun zaman devam edebilir, aslında tedavi olmaksızın düzelen hasta sayısı azdır. Fobi tedavisinde amaç kişinin kaçınma davranışını önlemek ve belli durumlarda ortaya çıkan anksiyeteyi azaltmaktır.

Tek başına ilaç tedavisi genelde yeterli değildir. Bunun için antidepresan ilaçlarla birlikte değişik psikoterapi yöntemleri uygulanabilir. Fobilerde en sık kullanılan terapi yöntemi yüzleştirme (exposure) tedavisidir. Bu yöntemde hastanın korku yaratan durum veya nesnenin üzerine giderek ortaya çıkan anksiyete ile başa çıkması öğretilir. Anksiyete ile başa çıkma tedavisinde gevşeme teknikleri ve bilişsel davranışçı tedavilerden yararlanılır.

Terapi grupları, aile tedavisi ve bireysel psikoterapiler kullanılan diğer terapi yöntemleridir. Tedavi süresi hastalığın şiddeti, yaygınlığı ve hastanın özelliklerine göre değişir. İlaç tedavisine yanıt ilk birkaç haftada alınır. Ancak tam düzelme daha uzun zamanda gerçekleşir. Tedavi ile tam düzelme sağlansa da ilaçlara bir yıl devam etmek gerekir. İlaçları doktor kontrolünde kullanmak ve kontrollü kesmek önemlidir. Bazı hastalarda daha uzun süre tedaviye devam etmek gerekebilir.