Nişasta Bazlı Şekerin Kullanımı

BESLENME 03-02-2019

Nişasta Bazlı Şeker Kullanımı vücudumuza yarar mı zarar mı sağladığı hakkında bilgiler.


Nişasta Bazlı Şekerin Kullanımı Nişasta bazlı şeker kullanımı, bir ara herkesin gündemindeydi. Ülkemizde kullanım için verilen kota çok bulunmuş ve eleştirilmişti. Şimdilerde konunun kapatıldığını ve unutulduğunu görüyoruz. Peki bu nişasta bazlı şekerin kullanımı gerçekten çok mu zararlı ?

 

Sofra şekeri veya çay şekeri olarak bilinmekte olan sakkaroz (sukroz) %50 glikoz ve %50 fruktozdan oluşmaktadır. Dünyada yiyecek ve içeceklerde sakkaroz (sükroz) yani sofra şekerinden sonra ikinci büyük kullanım payına sahip tatlandırıcı türü ise Nişasta Bazlı Şekerler oluşturmaktadır(NBŞ). Y

üksek Fruktozlu Mısır Şurubu olarak da bilinen NBŞ, en çok ve ucuz olarak mısırdan, ayrıca patates, buğday, kasava (tapioka) gibi bitkilerden elde edilebildiği için kullanımı artmıştır. NBŞ’in içeriğinde değişen oranlarda fruktoz ve glukoz bulunmaktadır(%58 glikoz-%42 fruktoz veya%45 glikoz-%55 fruktoz,). S

akkaroz yani sofra şekerindeki glukoz ve früktoz moleküler düzeyde bağlı iken, NBŞ'de yer alan fruktoz ve glukoz sıvı formda serbest şekilde yüzer haldedir. Son zamanlarda artan obezite ve kronik hastalıkların nedenlerini araştıran bilimsel çalışmalarda şeker metabolizması özellikle de sofra şekeri ve NBŞ’in yapısında bulunan früktoz metabolizması üzerinde yoğunlaştığı göstermektedir. Metabolizmada glikoz uyarısı ile salgılanan insülin tokluk hormonu olan leptini uyarır ve açlık hormonu grelini ise baskılamaktadır. Bunun sonucunda tokluk merkezi uyarılarak yeme davranışı sonlanır.

Fruktoz ise insülini çok az bşle uyarmadığından .bu durumun fazla şeker tüketimine, insülin salgılanamaması, tokluk hissi gelişmemesi ve yeme davranışı devam ettiği için obeziteyi tetiklediği ileri sürülmektedir. Fruktozun karaciğer içindeki metabolizması da glukozdan farklı şekildedir. Fruktozun yıkımı glikozdan daha hızlıdır ve hızla yağ asitlerine dönüşmektedir malesef. Bu durumun karaciğer yağlanması, fibrosis ve siroz gelişebildiği yönünde çalışmalar bulunmaktadır.

Fruktoz glikoza göre tadı daha tatlıdır ve beyinde iştah artırıcı hedonik yolakları uyaran etkisi olduğu yönünde de çalışmalar yapılmaktadır. Fruktozlu ürünlerin tüketimi özellikle bebeklik ve çocukluk yaşlarında damak tadının şekerli ürünler doğrultusunda gelişmesini kolaylaştırmaktadır. Fruktozun bağırsak florası ve mikrobiyatası değişikliğine neden olduğu yönünde de çalışmalar bulunmaktadır.

Fruktoz, glikozdan farklı olarak kanda ürik asit artışına da neden olmakla birlikte, gut hastalığını tetikleyebilmekte ya da var olanları şiddetlendirmektedir. Şekerli(sakkaroz ve NBŞ) besinlerin aşırı tüketilmesi sonucunda (yüksekfrüktoz içeren -%55 ve üzeri-mısır şuruplarının tadı daha tatlı oldukları için çok daha fazla tüketilebilmektedir.) gereğinden çok yeme davranışı, insülin direnci gelişmesi ve obezite, diyabet, kalp damar hastalıkları ve eşlik eden hastalıklara yol açtığı yönünde çalışmalar bulunmaktadır.

Sakkaroz ve nişasta bazlı şeker içeren besinlerin fazla tüketimi metabolik hastalıkların yanı sıra obezite ile ilişkili çeşitli kanser türlerinin (kolon kanseri, pankreas, karaciğer ve meme kanseri gibi) gelişimine de zemin hazırlamaktadır. Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi (EFSA), yüksek şeker alımının ve yüksek şeker içeren gıdaları kullanımının vücut ağırlığının artışına etki edebileceğini belirtmiştir. Avrupa Birliği tarafından sağlıklı beslenmenin teşvik edilmesi ve özellikle endüstrinin şeker azaltma yolunda reformülasyon yapması önerilmiştir.

Obezite ve ilişkili hastalıklar tüm ülkelerde olduğu gibi bizim ülkemizde de giderek artan bir sorundur. Ülkemizde 15 yaş üzeri yetişkinlerde obezite sıklığı %32, fazla kilolu birey sıklığı %34.8 ve diyabet prevalansı %12.1 (STEPS 2017, ön sonuçlar) bulunmuştur. Çocukluk çağında obezite oranı 7-8 yaş grubunda %9.9, fazla kilolu çocuk oranı aynı yaş grubunda %14.6 iken, ortaokul çocuklarında obezite sıklığı %12.4’e ve fazla kilolu çocuk sıklığı %21’e yükselmektedir. Gün geçtikçe artan bu oran karşısında düşünmeliyiz ve şeker kullanımını özellikle azaltmalıyız..

Tadları ve görüntüleri itibaren hemen hemen her kapalı üründe bulunan bu nişasta bazlı şekerli ürünler dikkatimizi çekip bizi cezbetse de uzak durmamız gerektiği gerçeği aşikar.