Neden Sürekli Tatlı Yemek İsteriz?

BESLENME 13-02-2019

Tatlı krizlerinin sebebi nedir ?


Neden Sürekli Tatlı Yemek İsteriz? Oldum olası tatlı sever biriyim. Zayıf bir kişi olduğum için hiç dikkat etmez istediğim kadar tatlı yerdim. Çikolata ve pastasız duramıyorum. Sabah kalkar kalkmaz ilk yemek istediğim şey dünden kalan pasta oluyor :( Bazı kötü alışkanlıklardan kurtuldum kola tüketmek gibi ama tatlıya çare bulamıyorum. Bu aralar haddinden fazla kilo alınca iyice dert oldu tatlı krizlerim. Aradım taradım benim gibi olan insanlar içşn çözümler buldum.Hep birlikte bakalım..

 

Osman Müftüoğlu'nun yazısını okudum. İşin bilimsel kısmını da oradan alacağım.

Şeker, ‘mutluluk hormonu’ olarak bilinen serotonin hormonunun salgılanmasını tetikliyor. Tatlıya düşkünlüğümüzün nedenlerinden biri de bu işte. Ne var ki hayatımız tatlandıkça maalesef sağlığımız bozuluyor. Tatlıları abartıp fazlaca şeker yeyip içmek ya da her çaya, kahveye bol bol şeker kullanmak, hele hele "sağlıklı ve doğal” diyerek benim gibi bala, pekmeze fazlaca yüklenmek sağlıksız ve tehlikeli bir alışkanlıktır. Fazla miktarda şeker ve şeker eklenmiş yiyecek-içecek tüketmenin bazı hastalıklara yol açtığı kesindir hepimiz bunu biliyoruz.

Kilo sorunundan şeker hastalığına, bellek problemlerinden damar sertliğine birçok problemin aşırı şeker tüketimi ile ilişkili olduğu net ve açık olarak kanıtlanmıştır.Bu bilgilerin doğruluğunu bilmemize rağmen çoğumuz şeker tüketiminden vazgeçmek istemiyoruz. Bazılarımız gereğinden fazla tatlı yeyip içiyor, o anlık doyuyoruz ama yarım saate tekrar ediyor açlık hissi. Hatta bir kısmımız iflah olmaz birer tutkunuyuz, tatlı yemeden sofradan kalkmıyoruz. Tekrarlayıp durduğumuz bu kötü alışkanlığın birinci nedeni, metabolik faktörler ama işin ruhsal bir yanının da olduğunu söylememiz lazım.Her hastalık da beliren ruhsal düzensizlikler burada da var.

Şeker mutluluk hormonu olarak bilinen serotonin hormonunun salgılanmasını tetiklediğinden beynimiz için keyif verici bir işlev de görüyor ve çoğu kişi -özellikle kadınlar- bu ani keyif kaçamaklarından müthiş hoşlanıyor. Sadece kutlamalarda ya da kendimizi ödüllendirme zamanlarında değil, stresli, gergin olduğumuzda rahatlamak amacıyla, yorgunluk dönemlerimizde de enerji düzeyimizi yükseltmek için şekere başvurmamızın nedeni biraz da keyif hormonu serotonin ihtiyacımız. Zaten bu nedenle çikolata satışları patlıyor, hemen her köşede bir tatlı dükkanı, bir pastahane açılıyor. Ne var ki hayatımız tatlandıkça sağlığımız bozuluyor arkadaşlar. Bununla birlikte sık sık tekrarlayan tatlı krizlerinin, hele hele yeme ataklarının yukarıdaki kadar masum olduğunu düşünmek sadece psikolojimizle ilişkilendirmek de yanlıştır, her suçu ona yüklememek gerekiyor. Ataklar halinde tekrarlayan tatlı krizlerinin nedeni sadece duygusal faktörler değil, biraz da beynimiz ve pankreasımız arasında gidip gelen savaştır. 

Tatlı Krizi Yaşamamak için Neler Yapmalıyız?

  • Kesinlikle Öğün atlamayın. 
  • Uzun süre aç kalmayın. 
  • Şekerli içeceklerden uzak kalın, en azından azaltın.
  • Şeker içeren yiyeceklere dokunmayın, pasta çikolataya yavaş yavaş veda edin.
  • Şekerli unlu besinlerden kaçının, belki de en zor kısmı her şeyde şeker var çünkü. Çubuklu kraker de bile. 
  • Gıda etiketlerini okuyarak "şeker kontrolü” yapın. Buda çok önemli kentinizi sınırlayın kontrollü tüketim yapın
  • Atıştırmalarınızda şekere yer bırakmayın.
  • Meyve sularından uzaklaşın. Meyvenin kendisini yeyin.
  • Unlu besinlere, pirinç pilavına, patatese, ekmeğe mesafeli kalın.